
Gecenin bu saati insanın canı ne yapmak ister?
Film seyretmek, belki yanında mısır patlağı, sevdiğiniz insan yanınızda, ayaklarınızı uzatmışsınız...
Arkadaşlarla bir cafede, muhabbet gırla, gülüp eğlenip, dedikodu yapmak...
En kestirmeden güne son noktayı koyup fosur fosur uyumak...
Yürümek, yokuş aşağı, düz yolda, yokuş yukarı hatta?
Sımsıkı giyinip balkona çıkmak, masada bir bira, bir kül tablası, bir paket sigara, mis gibi hava, dona dona yıldızları seyretmek...
İnternette o site senin, bu site benim kurciklemek...
Bütün ışıkları kapatıp, mumları yakıp, sevdiğiniz müzikleri dinleyerek rahatlamak...
Ya da şöyle rahat bir yere sakin sepet uzanıp güzel bir kitap okumak.
Bunların hepsi gece yapılası eylemler.
Ama benim canım bu akşam bunların hiç birini istemiyor.
O yukarıdakilerin hepsini herkes yapar.
Benim canım tam şimdi helyum gazıyla doldurulmuş balonlar göndermek istiyor gökyüzüne.
Böyle rengarenk, tam 100 tane. Ne eksik, ne fazla!
Mantıklı bir istek değil, gecenin körü, balonları bıraktığım andan itibaren 10a kadar saysam yok olup gidecekler.
Ama yinede canım helyum gazıyla doldurulmuş rengarenk balonlar uçurmak istiyor.
Aslında uçlarına maytap takılabilir balonların, görüş sürem 15 saniyeye çıkar.
Gece gece neden taktım balon uçurmaya bende anlamadım. Nerden aklıma geldi hiç bir fikrimde yok.
Ama can istedi bir kere. Fantazi dünyası işte.
Bayram değil, seyran değil, hayırlar ola.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder