23 Ağustos 2009 Pazar

Teşekkürler!

23 Ağustos 2009 Pazar

Yuva kurmak, iş kurmaktan daha zormuş!
Yazmadığım süre içerisinde hayattan aldığım en önemli ders bu oldu!
Ve yazmadığım süre içerisinde öncelikle benden desteğini esirgemeyen nişanlıma... Daha sonrasında beni bir gün görmeden gününü yarım sayan bu süreç içerisinde ki kankalarım duvar boyacısı Özer Usta'ya, Seramikçi Niyazi Usta'ya, tavan boyacısı Kalender Usta'ya, balkon korkulukçusu Necdet Bey'e, duvar kağıdı uygulayıcısı Remzi Bey'e, inşaat şefi Murat Bey'e, camcı ve panjurcu Ahmet Usta'ya, merdivenci abi ve ekibine, parkeci Hurşit Bey'e, mutfakçı Ersin Bey'e, banyocu anonim adama, adını unuttuğum interkomcuya, alarmcılara, bütün bu saydığım sanatkar insanların yardımcılarına, adını unuttuğum diğer emeği geçenlere, satış sonrası departmanı ile beni dinden imandan çıkartan sitemiz çalışanlarına, psikolojimin bozulmasını engellemek için bana sağlıklı insan muamelesi yapan tüm arkadaşlarıma binlerce kez teşekkürler.
Sonunda bitti!
Sizinde anlayacağınız üzere gezmeyi, eğlenmeyi unutup yeni kankalarımla iş başı yaptım bu süre içerisinde.
Evet! Evet! Evleniyoruz!
Tüm bu çaba yuvamızın güzelleşmesi için...
Tüm bu çabaya değdi mi? Fazlasıyla tatmin olmuş durumdayım.
Allah yuva kurana yardım edermiş, ediyor gerçektende...
Yoksa mümkün değil bitmezdi...
Mutluyum! Mutlusun! Mutluyuz! :)))

9 Haziran 2009 Salı

Çaba Göstererek Çirkinleşmek

9 Haziran 2009 Salı

Yazımı okumadan önce vereceğim linkleri seyretmenizi, okumaya bu videoyu izledikten sonra devam etmenizi rica ediyorum...
Buyrun linkler...
http://www.izlesene.com/video/amator-asik-kiz/265266
http://www.izlesene.com/video/amator-en-iyi-model-/265268
http://www.izlesene.com/video/amator-bu-ne-punk/2652677
...
....
.....
......
Ne düşünüyorsunuz bilmiyorum, belkide iğrenme ve nefretle karışık hisler sardı dört bir yanınızı. Belkide şimdiden dua etmeye başladınız Allah'tan bu kız benim kızım değil, ya da Allah bana böyle bir çocuk vermesin diye...
Bende ki hislerin özeti "vur duvardan duvara".
Bir kız kendini nasıl bu kadar rezilleştirebilir. Ağızda cakkada cukkada kocaman bir sakız... O playboy tacı nedir? Immmm efektini nerde görüp öğrenmiştir? Bacakları çekme amacı? Garez filminde ki kıza benzeme çabaları, 16 saniye içinde 5 çeşit saç kullanımı ve sevgilim beni böyle beğenir mi soruları...
Bizim çocukluğumuz böyle değildi, nereye gidiyoruz biz..?

26 Şubat 2009 Perşembe

Kağıttan Gemiler, Kumdan Kaleler

26 Şubat 2009 Perşembe

Ufacık gemiler yaparız biz hayallerimizi, düşlerimizi, dertlerimizi, taşısın diye.
Kağıttan gemiler yaparız ve usulca bırakırız içine yüreğimizi.
Kağıt gemilere teslim ederiz biz yaşamlarımızı.


Kaleler yaparız, yürek kovamızdaki kumları umutlarımızla ıslatarak.

Bazen kocaman, bazen küçücük kaleler yaparız, yanı başında duran uçsuz bucaksız denize, amansız dalgalara meydan okurcasına.

Bazılarımız saklar kağıttan gemilerini,suya sokmaz. Batar diye içine bir þey koyamaz korkar.


Diğerleri kumdan kale yapanlara güler "ne diye uğraşıyorsun"nasıl olsa bir dalgada yıkılacak, belki de bir ayak darbesiyle...


Kimileri cesaret eder sonunda bir kağıttan gemi yapmaya bir kale inşa etmeye. Ama onlara bütün hayatını, hayallerini, rüyalarını yüklediğini sanar. Ve su değip de dağılınca veya acımasız biri ayak basınca kalesine, bir daha affedemez. Ne ayağı, ne suyu, ne de kendisini.

Bunu nasıl yapabildim? O kadar hayali, rüyayı, umudu, öpücüğü bu gemiye ben nasıl koyabildim? Alçak,nasıl bastın o özene bezene yaptığım kaleme der. Bir daha ne gemi yapar, ne kale.
Batan hayallerinin acısı ve kendine karşı öfkesi arasında bir yerlerde kaybettiği yaşamını arayıp durur.


Ararken bir başkasının kalesini yapmakta olduğunu görünce bazen kendini tutamaz, içinde saklı tuttuğu öfkesi ile basıverir üzerine, yıkar o kaleyi de. Ama öfke susmaz, yarası daha kötü acıtır.


Bazılarımız ise bu sırada devamlı gemi yaparız.

Kovalarımızı doldururuz kumlarla. Pamuk ipliğine bağlý yaşamımızda ne kadar çok gemi yapabileceğimizi merak ederiz biz.
Ve her yaptığımız yeni gemiye, her yaptığımız yeni kaleye daha fazla öpücük, daha fazla hayal, umut, neşe, yaşam doldurmaya çalışırız.
Bunu yapınca daha fazla korkunun da bizi beklediğini bilerek...
Öðrenmişizdir bir kere, gemiler batabilir-kaleler yıkılabilir ama öpücükler bitmez bizde!

Hayallerimizin geldiği yerden daha çoooooook hayal çıkar. Kimse bizi yaşamamaya ikna edemez, hala nefes alabiliyorken

Kumdan kalelerimizi daha yüksek ve görkemli yaparız bir dahaki sefere, kağıttan gemilerimize-kumdan kalelerimize daha da çok öpücük koyarız inadına.

Daha çoook gemi, daha çooook kale yapabiliriz.
Çok şükür...

Not: Bu yazı 5-6 sene önce yazılmıştır. :)

18 Şubat 2009 Çarşamba

Buyrun Buradan Yakın

18 Şubat 2009 Çarşamba

Önce arkadaş bulma siteleri açıldı, sonra sevgili bulma, daha sonra siteler illere göre açılmaya başladı, kaybettiğiniz okul arkadaşlarınız için siteler, rus arkadaş ve hatta rus gelin bulma siteleri bile açıldı...
İnternette içerik derseniz evet içerik kaynıyor gerçektende... Ama bunun ne kadarı saçma içerik derseniz çoğu diyebilirim... En azından bana göre böyle... Kaç tane site var ki doğru Türkçe kullanıyor? Ya da abuk subuk 100lerce smileyden ibaret olmayan?

Bildiğiniz üzere insanın birinden etkilenmesi için öncelikle tipi önemlidir, bakımlı mı, temiz pak mı, oturup kalkmayı biliyor mu... Çoğunluk tipin önemsiz olduğunu, asıl önemli olanın kişilik olduğunu iddia etsede ilk aşamada kişilik analizi yapamayacağınıza göre, tipe göre kişilik analizi yapacağınız kişi-kişileri seçer, tanımayı denersiniz...

Tabi bu durum internette farklı. Kişiyi gerçek olduğunu ümit ettiğiniz resmi ve doğru olduğunu umduğunuz profil bilgileriyle tanırsınız. :) Risklidir bence.

Ama sonuçta internete insanlar farklı sebeplerle giriyor. Kimi arladaşlarıyla muhabbet etmek için, kimi kendine yeterince güvenmediğinden,kimi sosyal hayattan haz almadığında, kimi maddi imkanları yetmediğinden, kimi yaşadığı yerin koşullarından hoşnut olmadığından... İnternet insanların kendilerine yeni bir dünya yaratmasını, belkide yeni umutlar taşımasını sağlıyor...

Türkiye'de meşhur bir laf vardır "ruh ikizi", herkes "ruh ikizini" arar durur. Nedir ruh ikizi? Benzer hobilere sahip, benzer yemeklerden hoşlanan, olaylara karşı benzer tepkiler veren, gelenekleri benzer olan, benzer ahlaki değerlere sahip, kısaca herşeyde "aaa aynı bana benziyorsun" dedirtecek kişidir.

Gerçekten varmıdır "ruh ikizi", varsa bile karşınızdaki insanın herşeyinin size benzemesi ne kadar hoş olabilir ki? Tartışılır...
Sonuçta inananda var inanmayanda. Ben zıt kutupların birbirini çektiğini, karşımdaki kişinin tamamen benim sevdiklerimi sevmemesini, onun zevkleriyle kendi hayatıma renk katmayı tercih edenlerdenim...

Herneyse... Çok uzattım sanırım. Yeni bir site açılmış. Adı SignTwin. "Ruh ikizinizi" bulma sitesi... 8 Farklı ülkeden 8 girişimcinin kurduğu bir site SignTwin. Girişimcilerden biri ise Türk. Site GoogleAdsense ile işbirliği içerisinde çalışıyor...

"Ruh ikizinizin" varlığına inanıyorsanız, deneyin görün... Buyrun Buradan Yakın.

17 Şubat 2009 Salı

Blackberry Formatında Çocuk Telefonu

17 Şubat 2009 Salı

Teknoloji geliştikçe, çocukların teknolojiye düşkünlüğünde doğal olarak arttı. En büyük merak konuları ise her yerde karşılarına çıkan renk renk, değişik değişik telefonlar...
Eskiden, cep telefonları piyasaya çıkmadan önce bile, evdeki telefonlar ilgi odağıydı... En azından ben bu durumun bir örneğiyim.
Artık cep telefonları herkesin elinde, ortaokul çocuğundan, 60 yaş üzerindeki yaşlılara kadar. Teknolojinin nimeti kabul ediliyor cep telefonlar acil durumlar açısından özellikle...
Çocukların en büyük fantazisi ise büyüklerinin telefonlarını alıp karıştırmak, kurcalamaktır.
Gerçi bunca zamandır kullandığımız aletler olmasına rağmen, özünde gayet komplike aletlerdir cep telefonları. Ve olur olmadık sembollerin meydana çıkmasınıda en kolay çocuklar sağlayabilir...
Ben babamın telefonunu karıştırmayı denediğimde, babam apar topar Japoncaya çevirirdi, Japonca bildiğinde değil, nasıl olsa bir şey anlamıyorum mantığıyla belki merakımdan vazgeçerim umuduyla... Babam için ise telefonu bildiği dile çevirmek çok kolaydı... Menüye bas 5-4-2 tuşla al sana telefon özüne döndü...
Tasarımcılar ve çocuk gelişimi düşünenler çocuklar için bir telefon üretmek üzereler... Q klavye Blackberry tipindeki bu telefonla, çocukların harflerle kaynaşmasını, yazmalarını ve okumalarını geliştirirken, telefonum var tatmin duygusunuda tatmaları için...
Ayrıca bu telefonda komutları yazdığınızda, ekranın üzerindeki filleri besleyip-uykuya yatırabiliyorsunuz, bir nevii Tamagotchi yani...
Piyasaya çıktıktan sonra, fiyatı tahmini olarak $25 civarında olacakmış...
Çocuğum olsa alırdım, hem faydasını görebilir, hemde telefonumun üzerinde daha önce hiç görmedim sembolleri yok etmeye uğraşmam gerekmezdi. :)
 
Sabah Şekeri © 2008. Design by Sabah Şekeri